Modern dünyanın gürültüsünden kaçan anlatıcı, sanatının otomatikleştiği ve evliliğinin görev duygusuna dönüştüğü bir dönemde, eski bir dostu olan müze küratöründen aldığı teklifle, ilkel müzik aletlerinin kökenlerini araştırmak üzere Güney Amerika’nın derin linklerine doğru bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk aslında, zamanın durduğu bir yere, kaybedilmiş bir “hakikate” doğru ilerlemektir. Anlatıcı da her adımda, farklı çağların iç içe geçtiği bir dün yanın içlerine ilerler ve bu balta girmemiş orm ...