“Sağ elimle kalbimin üzerine dokundum. Sanki gerçekten de var olan bir yaraya değiyordum.
Yavaşça, usulca, aşkla... Ah, kalbim! Bedenimin en iflah olmaz, en söz dinlemez, en laf anlamaz
yeriydi. Başkasına dilsizdi; kördü, sağırdı. Sadece Eser oturmuştu oraya ve bir dağ kadar yüksek, bir
dağ kadar ağırdı. Sen hep oradaydın Nehir. Gittim sandığında bile ben seni bırakmadım. Yumdum
avuçlarımı, sakladım sıcaklığını... Kader bu, biliyorum. Bu, elinde değil insanın. Sevdaların her ...